top of page
  • Yazarın fotoğrafıSerbest Kürsü

Çare Avrupa Süper Ligi

Okuyacağınız bu yazı ciddi oranda fanatizm ve nihayetinde öfke ve serzeniş içermektedir. İşine gelmeyeceklerin ve mevzuyu dert edinmeyenlerin uzak kalması şiddetle tavsiye olunur. Benden söylemesi, şimdiden uyandırayım.


Yazılarımı pazar günleri yayınlarım ama bu sefer bir pazar akşamı insanın şurasına kadar gelince, aynı insanın ertesi pazarı beklemeye de sabrı kalmıyor. O yüzden bu yazı da pazar akşamı başlayıp pazartesi gününün ilk saatlerine sarkıyor. Bu bataklığın bağımlılarından değilseniz size komik gelecek, derdini bilmem ne yapayım dedirtecek ama bir de buranın merkez mahallesinin sakiniyseniz tüm ülkenin röntgenini çekebileceğiniz bir mevzuda atıp tutacağım biraz.


Türk Futbolu, Türkiye Futbol Federasyonu, Merkez Hakem Kurulu, Kulüpler Birliği, hakemler ve nihayetinde Galatasaray. Aklı başında adamın bırakın bu yazıyı yazmayı, bundan sonrasını okumaya devam etmesi bile tuhaf ama dedim ya bu semtin çocuğu isen bazen günü geliyor en büyük derdin bundan ibaret bile olabiliyor. Buna şükür mü etmeli, isyan mı bilinmez.


21 Kasım 2021. Ali Sami Yen’deki derbi maçını Fenerbahçe, Galatasaray’a karşı 2-1 kazanıyor ve maçın sonunda Galatasaray’ın efsanevi oyuncusu Harry Kewell yayıncı kuruluşa şunları söylüyor:


“Türkiye’de futbol, Galatasaray’a karşı oynanan bir oyundur.”


Haydi gelin bakalım gerçekten de öyle mi?


Sene 2018 aylardan Kasım. Ali Sami Yen’de oynanan Galatasaray-Konyaspor maçında dakika 88 ve Konyaspor atağında, o zamanlar Galatasaray’da oynayan Serdar Aziz kayarak topa müdahale ediyor ve top kornere çıkıyor. O da ne? Hakem penaltı veriyor. Herkes yuh artık ne penaltısı temas bile yok diye zıplıyor yerinden ama nasılsa VAR var artık şimdi iptal edilir diye de gergin ve ümitli bekleyişini sürdürüyor. VAR’dan da “ne saçmalıyorsun iptal et şu penaltıyı” uyarısı gelmeyince, hakem penaltıyı attırıyor ve hakem eliyle skandal bir iki puan kaybediyor Galatasaray. Haklı isyanının ardından ise TFF açıklama yapmak zorunda kalıyor ve hakemlerin hatalı kararından dolayı ceza alacaklarını ifade ediyor.


Bunun üzerine ise o tarihi Kulüpler Birliği açıklaması geliyor. Önce 17 kulübün imzası taşıyor denilen, sonra bazı kulüplerin bizim haberimiz yok dediği; Galatasaray’ın Kulüpler Birliği’ne, gönderin bakalım şu belgenin imzalı halini diye başvuru yaptığında ise imzalı bir şey yok sadece çoğunluğun kanaatiydi diye ifade edilen bildirinin içeriği genel hatlarıyla şu şekilde:


Her daim hakem hataları olmuştur ve bundan sonra da olacaktır, çünkü insanın var olduğu her yerde hata da işin bir parçasıdır. Bir camianın adalet değil ayrıcalık talebidir bu yaşananlar ve derhal bu hakeme verilen ceza kaldırılmalıdır, eğer kaldırılmazsa da toplanıp Türk Futbolunun adil yönetilmesi için ortak karar alırız yani Türkçesi, Federasyon’u deviririz.”


Başka hiçbir olaya gerek yok aslında. Başlı başına şu olay bile hakem hatası aleyhine olunca eline megafon alıp taraftarı gaza getirmeye çalışan, takımını sahadan çeken hatta sahaya girip hakem döven kulüp başkanlarının konu Galatasaray olunca nasıl karşısında birleştiklerinin ve halen bu birliğin üyesi olan Galatasaray’ın ne kadar acz içindeki yönetimlerce temsil edildiğinin göstergesi. Açıklama geri çekilmezse toplantılara katılmayacağız diyen Galatasaray yönetimi, birkaç ay sonra ise temiz bir sayfa açtık deyip utanmadan bu birliğin toplantılarına katılıyor.


2020 yılı 19 Mayıs’ına gelelim. Futbol takımları bir araya gelmiş ve Gençlik Marşı ile Gençlik ve Spor Bayramını kutluyorlar. Beşiktaş’ın “Dağ Başını Duman Almış” diyerek başlattığı etkinlik, kulüplerin bir sonraki kulübü etiketleyip bu marşa daveti ile devam ediyor. Adına süper denilen bu ligdeki tüm takımların katılımı ile de marş tamamlıyor. Tabii bir takım hariç. O da Galatasaray. 17 takımın hiçbiri Galatasaray’ı etiketleyerek bu kutlamaya davet etmiyor. İstenmiyorsun güzel kardeşim anlasana artık!


Peki o dönemden bu güne Galatasaray yönetimleri ne yapıyor? Hala bu takımlara para kazandırmaya devam ediyor. Artık pul kadar değeri kalmayan yayın gelirlerini toplanan havuzda bu kulüplerle paylaşmaya razı olan Galatasaray yönetimleri, milyonlarca Galatasaray taraftarının ödediği bedeller ile Galatasaray’a cephe bu kulüplerin nemalanmasına izin veriyor.


Bu kulüpler ki artık Galatasaray’a aldıkları cepheyi saklama gereği dahi duymuyorlar. Fenerbahçe maçlarında sattıkları biletin fiyatının iki katını Galatasaray taraftarına satanı mı arasın yoksa takımının en çok gol atan futbolcusunu Fenerbahçe’ye hediye ettiğini açıklayıp, Türk Futbolunu geliştirmek için biz tüm rakiplerimize destek veriyoruz bakın yedek kalecimizi de Galatasaray’a verdik diyeni mi?


Samsunspor Fenerbahçe ile berabere kalıyor ve başkanının yaptığı açıklama aşağıda:


"Fenerbahçe bize 1 puan verdiyse, aptallığından verdi. Ben orada söyledim. 20 tane pozisyona girdiler, gol atamıyorsun. Ne yapalım biz kendi kalemize mi gol atacağız? Bir frikik attık, kalecinin aptallığı girdi içeri. Başka pozisyonumuz yok. Sonra Fenerbahçe'den 1 puan aldık diye millet bize kızıyor."


Açıklamada tek bir şey eksik kalmış, o da özür dilemek. Gerçi açıklamanın tamamı bir özür mahiyetinde ama yine de kulak o iki kelimeyi arıyor. Bir kulüp başkanı, takımı başka bir takım ile berabere kaldı diye kendini kabahatli hissedip yaşananları açıklama gereği duyuyor sevgili okur, hadi buyur bir de buradan yak.


Galatasaray lehine bir hakem hatası olduğunda ise o zamana kadar hiç açıklanmamış VAR kayıtları, bir de tepki çekmesin diye bir hafta önceki BJK lehine yapılan hata ile birlikte açıklanıyor, hem de hakemlerin ceza alacağı bilgisi ve bundan sonra hiçbir VAR kaydının açıklanmayacağı notu ile. Neden benim maçımda lehime hata yapılınca bu kayıtlar açıklanıyor diyen yok, hani hakem hata yaptı diye kamuoyuna hakemin ceza aldığını açıklamak bir takımı kollamak demekti, ne oldu şimdi diyen yok, bu açıklamadan sonra onlarca hakem hatası ile rakipler şampiyonluk yarışında tutulurken peki şimdi niye VAR kayıtlarını açıklamıyorsunuz ulan adi herifler diyen yine yok.


Sokakta atsa o yumruğu adam yaralamadan mahkemede yargılanacak adam ceza sahası içinde yumruk atınca; hakemi görmüyor, VAR’ın sesi çıkmıyor, yayıncı kuruluşu yakalayamıyor ama dün gece gördük ki yer çekimine maruz kalmamak için 55 milyon dolar verip uzaya turist yollamaya gerek yok aynı stadın ceza sahasında kendini uzay boşluğuna bırakanlar tereddütsüz penaltı ile ödüllendiriliyor.


Kamuoyu yoklamalarına göre toplumun %38’ini Galatasaray taraftarı oluşturuyor. Son seçim sonuçlarına bakın bu kadar oy alan bir parti yok. Futbolun din gibi görüldüğü bir ülkede muazzam bir güç. Bu güç ile bırak Federasyon’u ve diğer takımları dize getirmeyi; ülkeyi yöneten iktidarı bile sallarsın. Peki Galatasaray yönetimi ne yapıyor, tüm bunlar yaşanırken? Adil olmayan her vakaya karşı aynı reaksiyon: haydi kenetlenelim de şampiyon olalım. Evet doğrudur adaletin terazisi şaştığında insanlar daha çok hırslanıp birbirine sarılır ve inadına daha çok isterler kendisinden gasp edilmeye çalışılan şeyi ama o zaman sana ne gerek var güzel kardeşim. Sen benim haklarımı savunamayacaksan ne işe yararsın?


Bir kere çıkıp isyan ettiniz ve bu ayak oyunlarına devam ederseniz bu ligi bitirtmeyiz, karşınızda dünkü çocuk yok, her şeyin farkındayız dediniz sonrasında 40 defa özür dilediniz bu avazda açıklama yaptınız diye. Fenerbahçe taraftarı Aziz Yıldırım’ı özlüyor her geçen gün ama daha çok Galatasaray taraftarı aklına getirsin Aziz Yıldırım’ı. Bir tarafta şike yaptıysam da Fenerbahçe için yaptım diyenler, diğer tarafta ise hakkını bile savunamayıp biz işimize bakalım, kenetlenelim yine şampiyon oluruz diyen konsantrasyoncular.


Şimdi eğer diyorsanız ki, ulan madem bu kadar her şey aleyhine, en çok sen şampiyon olmuşsun daha ne konuşuyorsun; o zaman açın Almanya Ligini bakın bakalım son yılların şampiyonlarını. 11 yıldır şampiyon Bayern Münih. Kimse rekabet bitti, ligin değeri düştü, heyecan kalmadı, Bayern Münih kollandığı için başarılı demiyor. Ne mi yapıyorlar? Onu aşağı çekmek yerine ondan daha iyisi olmaya çalışıyorlar, ki bu sene itibarıyla da daha önce Almanya’da hiç şampiyon olmamış bir takım olan Bayer Leverkusen bunu başaracak gibi görünüyor, bilmem kaç haftadır yenilmiyor ve 11 yıldır şampiyon olan Bayern Münih’in 5 puan önünde.


Peki bizim topraklardan bir Bayern Münih çıkartırlar mı? Vizyonu sadece kendine rakip gördüğü takımı yenmenin çok ötesinde, bütün dünyaya meydan okumak olan bir takım; bu topraklardan, bu kültürden çıkabilir mi? Mümkün mü? En çok sen şikâyet ediyorsun ama en çok da sen kazanıyorsun diye tutarsızlıkla bile suçlanır olur. Bu topraklardan Bayern Münih çıkmayınca iyiyi alt edebilmek için daha iyi olmaya çalışan bir Bayer Leverkusen de çıkmaz elbet.


Peki bu Ortadoğu bataklığı kader mi? Kurtuluş umudu hiç mi yok? Olmaz mı, seni hem kuruluş ilkene döndürecek hem de geleceğini aydınlatacak bir proje: Avrupa Süper Ligi. Avrupa devlerinin ben bu pastayı artık ufak takımlar ile paylaşmak istemiyorum deyip kendi aralarında lig usulü mücadele edecekleri uzun soluklu bir yarış. Henüz proje aşamasında ama şampiyonlar ligine en çok katılım göstermiş takımlardan biri olması, Avrupa’da kupalar kazanmış bir takım olması ve 85 milyon nüfusa sahip bir ülkenin katılımcısı olarak yeni kurulacak bu organizasyona katacağı güç Galatasaray’ın buraya dahil edilmesi noktasındaki en avantajlı yanları.


Şimdilik proje aşamasında olan bu ligin yakında karşımıza çıkması olası. Basketbolda tıkır tıkır işliyor zaten bu sistem. Euroleague adı verilen organizasyon zamanında benzer şekilde gelir dağılımına isyan eden birkaç takımın girişimi ile kuruldu. Takımlar ülkelerindeki başarılarından bağımsız olarak özel davet ile katılım gösteriyorlar. Bir düşünsenize: madem benim adalet talebim ayrıcalık istemek, madem bayram kutlarken bile aranızda beni görmek istemiyorsunuz, madem şampiyon olmak için rakibime verilen avansları da geçmem gerek; peki o halde ben artık Avrupa Süper Ligindeyim, size bataklığınızda başarılar diyen bir Galatasaray’ı. Sosyal medyada “mahalle karısı” gibi laf sokma peşinde koşan, seni bataklığına çekmeye çalışan rakiplerin yok; bir düşünsene.


Avrupa Adalet Divanı bu projeyi aldığı kararla da yasal hale getirdi Aralık ayı sonunda. Bu karara karşı ise Türkiye’deki kulüplere TFF eliyle zorla açıklama yayınlatıldı, bu oluşumun içinde olmayacağız diye. Galatasaraylı yöneticiler Arabistan’daki finalde dahi, önce Atatürk için duruş gösterdik deyip sonra Arap Federasyon yetkililerine teşekkür içeren mesaj yayınlamışlar; dururlar mı, elbette Avrupa Süper Ligine de katılmayacaklarını ifade eden mesajı yayınlayan ilk takımlardan biri oldular.


Saat 05:30. Birkaç saat sonra mesai başlayacak. Uyku tutarsa şanslıyız demektir biraz uyuyup öyle gideriz işe. Yazının başında da dedik ya akıllı adam işi değil bu ama artık akıllandık. Ya bu camiayı hak ettiği gibi adam akıllı yönetin ya da defolun gidin. Kenetleneceksek sizin duruşunuz sonucunda bir bedel ödenecekse bunu öderken kenetlenelim, sinirden dişlerimizi sıkıp uykusuz kalırken değil. Benden bu kadar.

 

Eğer yazıyı beğendiyseniz;


Yeni yazılardan haberdar olabilmek için yazının en üstünde sağ köşesinde yer alan "Kaydol" sekmesinden siteye üye olabilir ya da aşağıdaki logolar vasıtasıyla sosyal medya hesaplarını takip etmeye başlayabilirsiniz.


Yazılardan daha fazla kişinin haberdar olmasını isterseniz de, yazıları whatsapp/telegram gruplarında ve sosyal medya uygulamalarında paylaşabilirsiniz.


Her zaman farkında kalabilmek ümidiyle.





1.367 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page