top of page
  • Yazarın fotoğrafıSerbest Kürsü

Bir Memleket Meselesi

Güncelleme tarihi: 19 Oca

Seçime kaldı 49 gün. Seçimin başrollerinde bir tarafta cumhur ittifakı ile millet ittifakı var, diğer tarafta ise Recep Tayyip Erdoğan ile Kemal Kılıçdaroğlu. Buna karşın seçime 50 günden az süre kalmışken gündemi en çok meşgul eden isim Muharrem İnce ve partisi Memleket Partisi. Bu pazar bizim konumuz da o halde tabiidir ki Muharrem İnce ve partisi Memleket Partisi.


Kimisine göre böylesine kutuplaşılarak girilen bir seçimde kendini iki tarafa da ait hissetmeyenler için en iyi alternatif, kimine göre Ak Parti’nin adamı, kimine göre gençlerin yeni kahramanı, kimine göre ise sosyal medyanın şişirdiği bir balon. Bir kere bu kadar çok kişi sizden bahsediyorsa doğru yoldasınız demektir. Daha birkaç ay öncesine kadar Sarıgül’ün Türkiye Değişim Partisi ya da Haydar Baş’ın oğlu Hüseyin Baş’ın Bağımsız Türkiye Partisi kadar oy alabilen Muharrem İnce’nin Memleket Partisi, seçime etki edecek bir pozisyona geldiyse her şeyden önce, şu sıralar kendisinden esirgenen saygıyı ve tebriki hak ediyor demektir. Sezar’ın hakkı Sezar’a.


Cumhur ittifakı seçmeni açısından baktığımızda; bu kitlenin millet ittifakına oy vermeme sebeplerinden olan düşük lider profilinin, ittifaktaki liderler arasındaki sürekli sürtüşme halinin ve HDP’nin dışardan da olsa ittifak bünyesinde rol oynamasının Muharrem İnce tarafından da eleştiri olarak dile getirilmesi sonucunda, bu seçmen grubunun Muharrem İnce için pozitif bir algıya sahip olduğu ortada. Millet ittifakı seçmeninin Erdoğan’a olan saplantılı bağlılıkları mevcut olmasa, belki de Muharrem İnce millet ittifakından daha çok, cumhur ittifakından oy koparırdı, kim bilir?


Gelelim millet ittifakı seçmeni açısından Muharrem İnce’ye. Bu kitle için iş dönüp dolaşıp 24 Haziran 2018 gecesine geliyor. O seçimde CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olarak seçime giren ve partisinden %8 daha fazla oy alan Muharrem İnce, gerçekten de muhalif seçmeni kendisine inandırmış ve yaptığı mitingler ile de uzun yılların ardından CHP’nin halka inmesini sağlamıştı. Fakat seçim akşamı seçim sonuçlarının açıklanmaya başlamasının ardından çıkıp konuşma yapmaması, seçmende terk edilmiş duygusu yaşattı. Hâlâ birçok sol seçmen, “sana neden yeniden güvenelim ki?” diyerek Muharrem İnce’ye mesafeli duruyor.


Muharrem İnce konusunda dananın kuyruğunun koptuğu yer burası ise öncelikle 24 Haziran 2018 seçimlerini öncesi ve sonrası ile iyice irdelemek gerekiyor. Hadi o halde 2018 seçimlerine dönelim.


Adaylık İlanı

Kemal Kılıçdaroğlu bir önceki 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde anketlere göre seçimi kazanamayacağını görünce aday olmayarak dönemin yavru muhalefetinin önerdiği aday olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstermişti.


2018 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde de anketlerde benzer durum ortaya çıkınca, Kemal Kılıçdaroğlu yine kendi adaylığını hiç masaya getirmedi. İktidarı saf dışı bırakmak için ise planı Abdullah Gül’dü fakat Abdullah Gül formülü konusunda Meral Akşener’i bir türlü ikna edemedi. Hal böyle olunca Kemal Kılıçdaroğlu her partinin kendi lideriyle yarışa girdiği bir seçimde hanesine yenilgi yazılmaması amacıyla bu seçimi parti içerisindeki en büyük rakibinin tasfiyesine dönüştürdü.


Seçim 24 Haziran 2018’de oldu. CHP’nin cumhurbaşkanı adayının kim olduğu ise 4 Mayıs 2018’de belli oldu. Yani 81 şehri olan ülkemizde en güçlü muhalefet partisinin adayı seçime 51 gün kala belli olmuştu ve bu sebepten dolayı ancak 67 şehirde 107 miting yapılabilmişti.


Muharrem İnce Destekçilerinin Tasfiyesi

Tasfiye ifadesi ön yargılı bir itham olarak mı değerlendirdiniz? Devamını dinleyin o halde. 2018 yılında cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte milletvekili seçimleri de gerçekleştirildi. Muharrem İnce 4 Mayıs 2018’de aday ilan edilmesinin ardından 21 Mayıs 2018 tarihinde CHP yönetimi YSK’ya milletvekili adaylarını bildirdi. Muharrem İnce günde birkaç miting ile bütün illeri gezeyim derdindeyken, bir de baktı ki partideki milletvekillerinin yarıya yakını liste dışı kalmıştı ve çoğunluğu da önceki kurultaylarda Muharrem İnce’nin genel başkan adayı olması için imza verenlerden oluşuyordu. Seçimin amacının üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olduğu yavaş yavaş ortaya çıkıyordu.


Kendi Adayına Engel Bir Parti

Destekçileri tasfiye edilen Muharrem İnce’nin seçimi kazanmaktan başka şansı kalmamıştı. Cumhurbaşkanı adayı olduğu için milletvekili olma şansı da yoktu. Destekçileri de zaten partiden tasfiye edilmişti. Yani artık Muharrem İnce için bu seçimde verdiği mücadele, olmak ya da olmamak mücadelesi idi. İşler kötü de gitmiyordu aslında. Mitingler oldukça kalabalık ve coşkulu geçiyordu. Zaten seçimin sonunda da seçmen Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine %22,6 oy verirken, Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığı adaylığına %30,6 oy vermişti.


Seçim sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı seçimi için açıklaması ise şu şekilde olmuştu: “Muharrem İnce beklenen oyu alamadı”. Aynı Kılıçdaroğlu milletvekili seçimlerine yönelik olarak ise “Seçimin tek kaybedeni Ak Parti. Oyları %49,5’tan %42,5’a düştü” demişti. Oysa oyları düşen tek parti Ak Parti değildi, CHP’nin de oyları % %25’ten, %22’ye düşmüştü. Ak Parti’den düşen %7 oy en büyük muhalefet partisine gitmeyi bırak, %3 de onlardan alıp %10 ile yeni kurulan İyi Parti’ye gitmişti. Yani seçmen bağıra çağıra iktidarın alternatifi sen değilsin diye bağırıyordu ama Kılıçdaroğlu’na göre beklenen oyu alamayan kendisi değil Muharrem İnce idi.


Muharrem İnce o dönemi anlatırken sık sık CHP yönetiminin kendisini yeterince desteklemediğini ifade ediyor bugünlerde. Bu tepkisi birçok CHP’li seçmenden de tepki gördü. İyi ama Muharrem İnce’nin destek alamadım dediği CHP’li seçmen miydi yoksa CHP yönetimi miydi? Okumaktan yorulduysanız kısa bir video arası verelim.


Tüm bu sürece rağmen gözü kara bir şekilde kendinize güvenerek seçime giriyorsunuz ve akşamında kendi oy aldığınız bölgelerin geç, iktidarın çok oy aldığı bölgelerin ise hemencecik sayılarak sonuçların manipüle edileceği kesin olan bir ortamda seçim sonuçlarını, kendi partinizin temsilcilerinin elde ettiği verilerle takip edeyim diyorsunuz ve o da ne? Ana muhalefet partisinin veri merkezi çökmüş ve hiçbir bilgi akışı gelmiyor. Şimdi herkes neden o akşam kameraların karşısına çıkmadı diye Muharrem İnce’yi eleştiriyor ama Muharrem İnce bence iyi ki çıkmamış çıksa herhalde söyleyecekleri “sizin yapacağını işi ...” diyerek başlardı.


O gecenin geçmişini anlattık. Şimdi gelelim; aday olma, oyları bölme, sen de ittifaka katıl ya da adaylıktan çekil denilen Muharrem İnce’nin CHP’deki mücadelesine.


2002 seçimlerinde milletvekili olarak meclise giren İnce kısa sürede Ak Parti’ye yönelik eleştirileri ile dikkat çekmiş ve sivrilmişti. 2014’teki kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı aday olan Muharrem İnce bu seçimi 740’a karşı 415 oyla kaybetti. 2015’teki genel seçimlerde alınan başarısız sonucun ardından ise partisinin hala iktidar olamaması üzerine olağanüstü kurultay için imza toplayan Muharrem İnce beşyüz küsür imzada kaldı. 2019 yılındaki olağan genel kurultayda yine aday olan Muharrem İnce 790’ karşı aldığı 447 oy ile seçimi yine kaybetti. Seçimden sonra partisinden %8 daha fazla oy alan İnce yine pes etmedi ve partisini olağanüstü kurultaya götürmek için yine imza toplamaya başladı. Toplanan imza sayısı bu defa yeterli sayıya yaklaşmıştı ki bu kez de her nedense (!) bazı delegeler verdikleri imzayı geri çekmişlerdi. Muharrem İnce’nin ifade ettiği gibi CHP’de öyle bir yapı vardı ki; lider delegeleri seçiyordu, delegeler de lideri; ona göre Atatürk mezarından kalksa gelse bile bu düzende lideri değiştiremezdi.


Şimdi deniyor ya Muharrem sen CHP’nin evladısın yapma etme diye şu inadından vazgeç diye, peki CHP o kendi öz evladına neler yapmış hepsi yukarıda. Baştan sonra mücadele etmiş adam, ne diye? CHP iktidara gelsin, ikincilikleri başarı saymasın diye. Partisinde siyaset yapma imkanı bırakılmayınca da, şimdi kendi kurduğu partide mücadelesini veriyor. Peki Muharrem İncesiz CHP ne yapıyor? Belki de geri dönüşü olmayacak sonuçlar doğurabilecek bir seçime; yanına Ak Parti’nin ayrıldığı Saadet Partisini ve Ak Parti’den ayrılan Deva ve Gelecek Partilerini alıp, adaylık seçiminde de İyi Parti’yi “bir şekilde” ekarte ederek, oyları artmamasına rağmen iktidarın oylarındaki düşüşten cesaret alarak, yaşı itibarıyla da son seçimi olduğu için artık bu cumhurbaşkanlığı yarışına katılmak zorunda olan Kemal Kılıçdaroğlu adaylığı ile ülkeyi de rus ruletine oturtuyor.


Memleket Partisini analiz ediyoruz ama bunu yaparken memleketin kendisini de bir irdelemek gerekiyor. Ne kadar güç delisiyiz değil mi? Memleketin yarısı zaten Erdoğan’dan başka kimse yönetemez bu ülkeyi psikolojine terk etmiş kendini. Erdoğan seçilmezse biz yok oluruz diyor. Erdoğan ölürse mesela ne yapalım ülkeyi kapatıp gidelim mi diye sorunca Allah başımızdan eksik etmesin onu diye çıkıveriyor aradan. Bu denli saplantılı bir ilişkinin ortasında ülkenin yarısı.


Diğer yarısına baktığımızda ise daha düne kadar tü-kaka olan Kemal Kılıçdaroğlu tek umut haline gelmiş durumda. Liderliğine karşı çıkanlar hain oldu, liderliği altında toplanmayanlar ise bölücü, şovmen ve karşı tarafın adamı.


Ne yazık ki bu ülkede ya hepsin ya da hiç. Ya başarırsın ya da yok olursun. 20 senedir ülkeyi yöneten Erdoğan saraydan insin bakalım ne hale gelecek ya da kaybettiği onca seçimin ardından kendi seçmeni tarafından dahi daha düne kadar saygı görmeyen Kemal Kılıçdaroğlu seçimi kazanırsa nasıl kahramanlaştırılacak hep birlikte göreceğiz.


Bu seçimdeki en büyük sermayesi olan Erdoğan karşıtlığını şimdilik kendi adı altında başarı ile konsolide etmeyi başaran Kemal Kılıçdaroğlu ilk kez kazanma ihtimali olan bir seçime giriyor diye şimdiden kahramanlaştırılmaya başlandı bile.


Bundan yedi ay önce 22.08.2022 tarihinde Cüneyt Özdemir Youtube’dan yaptığı yayında aşağıdaki şekilde ifade etmiş kendini.


Cüneyt Özdemir şimdi ise yayınlarında Muharrem İnce’yi çekilmeye davet ediyor. Muharrem İnce bu videoyu hatırlattığında ise dün dündür bugün bugündür ile işin içinden çıkıyor.


Bir diğer örnek de Celal Şengör’den. Celal Şengör’ün Kemal Kılıçdaroğlu hakkındaki görüşleri aşağıdaki videoda.


Kemal Bey’in muhalefetin adayı olmaması gerektiği ifade edilirken en çok kullanılan videolardan biri olan bu videonun sahibi Celal Şengül, Teke Tek Bilim programının kapanışında yarın da konuğumuz Muharrem İnce deyince Fatih Altaylı’ya söyleyin ona adaylıktan çekilsin diyor.


Muharrem İnce’nin mücadelesini gördükçe aklıma pandemi dönemi aşı çalışmaları ile gündem olan Ercüment Ovalı aklıma geliyor. 2017’de “Kan ve Kök Hücreden Yapay Deri Üretimi” çalışması ile ABD Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Derneği’nin ‘En İyi Deneysel Araştırma’ ödülüne layık görülen Ercüment Ovalı, kan ve kök hücreden yapay deri üreterek yanık hastalarına umut olmuştu. Hatta çoğumuz onu 2018 yılında GQ Dergisinin Yılın Erkekleri ödül töreninde aldığı Yılın Bilim Adamı ödülü ile tanımıştık.


Pek umursamadığımız bilim dalında popülerleşen Ercüment Ovalı’yı tam da unutmak üzereyken, pandemi döneminde bilim adamlarının ağzının içine aşıyı ne zaman bulacaklar diye bakarken; Ercüment Ovalı çıktı ve ben ekibimle birlikte bu aşıyı yapmak için elimden geleni yapacağım dedi ve kapandı laboratuvarına. Memleket olarak başladık adamı hırpalamaya, desteği bırak adamcağızı goygoy malzemesi yaptık. Sonuç düşük ihtimal de olsa başarı ile sonuçlanabilirdi ama olmadı. Aşı için uğraşan her ülke kendi aşısını bulamadı ama bir tek bizde aşı için uğraşan bir bilim adamı hayata küstü. Ercüment Ovalı’nın son tweet’i 15 Haziran 2020’ye ait. Kendisini üç yıldır gören duyan bilen varsa bana da haber etsin.


Önce CHP içerisinde sonrasında ise kendi kurduğu partide mücadelesini veren Muharrem İnce, bugünlerde Ak Parti’nin adamı olmakla suçlanıyor. Sokak röportajlarında ilk turda Muharrem İnce’ye oy vereceğim diyen kişilere peki ikinci tura Muharrem İnce kalamazsa oyunuzu kime verirsiniz diye sorulduğunda çoğunluk Kemal Kılıçdaroğlu dese de önemli bir kesim de Erdoğan diyor. İşte röportajlarda verilen bu cevaplar da sosyal medyada işte gördünüz mü “İnce AKP’nin adamı” diye lanse ediliyor. Yahu bu durum hangi akıl ile bu şekilde okunabilir? Adamı ne için gagalıyorsunuz farkında mısınız? Sizin yapamadığınız şeyi yaptığı için. Adam partisi %22 alırken %30’a çıkardı oyunu 2018’de, şimdi de senden de, karşı mahalleden de, ikisinden de bir şey olmaz diyenden de oy alıyor.


Bir de oy bölme muhabbeti var. İki turlu seçimde oylar nasıl bölünecekse? Muharrem İnce aday olduğunda Kemal Bey’in oyları düşüp başka bir üçüncü isim mi ikinci tura kalıyor? Yoo.. Ya Kemal Bey ikinci tura kalacak ya da Muharrem İnce ya da bambaşka bir sonuç ile ikisi birden. İkinci tura kalırsa sandık güvenliği sağlanamazmış. Yahu ben dahil hepimiz aynı gün olmuş iki büyük depremin ardından bölgeye ulaşmada yetersiz kalan iktidara verip veriştirmedik mi? Şimdi tarihi aylar öncesinden belli olan, 14 gün öncesindeki birinci tur seçiminde ortaya çıkan eksiklerinden ders alıp daha da organize bir şekilde yürütebileceğin bir ikinci tur seçiminde de oylarına sahip çıkamıyorsan sen zaten iktidar olma kardeşim. Bıktık artık, senin bu mağduriyetinden, ağlamalarından, sızlamalarından gına geldi.


Tamam Erdoğan nefretini, bıkkınlığını ve artık bu seçimi de kazanırsa yaşanacakların korkusunu anlıyorum. Ben de bu hisleri yaşıyorum. İkinci turda Erdoğan’a oy vermem için ancak karşısında Devlet Bahçeli’nin olması gerekir fakat tüm bunlar, ömrünü harcadığı partiden tasfiye edilen bir adamın başka bir parti kurup siyasi mücadele vermesinin bu denli bir linç malzemesi haline getirilmesini meşru kılamaz.


Bir diğer mevzu da “Muharrem İnce neden hep muhalefete sallıyor?” konusu. Adam televizyon programına çıkıyor en çok sorulan ve üzerine gelinen konu neden yarıştan çekilmediği hususu. Tüm sorular da bu merkez etrafında döndükçe, adam iktidar kötü de o yüzden çekilmiyorum diyecek hali yok. Bu yarıştan çekilmiyorum çünkü muhalefetin bu kadar yıpranmış ve yozlaşmış bir iktidarı dahi devirebileceğine inanmıyorum diyor ve sebeplerini de sıralıyor. Zaten hepimiz hemfikir değil miyiz bu ülkenin en büyük sorununun muhalefetin yetersizliği olduğuna?


Linç edilen peki sadece Muharrem İnce mi? Beyler siz Muharrem İnce adaylıktan çekilsin de bize oy versinler dediğiniz seçmenleri de aşağılıyorsunuz. Tiktokçular diyeni mi ararsın; imza vermek için 18 yaş sınırı var, sınır 15 yaş olsaydı imzayı kolayca toplardı; diyeni mi? Gençlerden oy almak için çizgi film karakterine bürünen, sosyal medya ağzıyla açıklamalar yapıp gençlerin ilgisini çekmeye çalışanlar Muharrem İnce’nin destekçilerini bu kadar aşağıladıktan sonra hangi yüzle birinci ya da ikinci turda onların size oy vermesini bekleyeceksiniz?


Muhalefet partisinin oylarının neden %22-26 aralığında gidip geldiği de burada saklı zaten. Senden olmayanı küçük gör, aşağıla; sonra bu aşağıladıkların sana oy vermiyor diye ağla. Bu arada şu cehalet meselesinde ilginç bir bilgi vereyim. Konda’nın araştırmasına göre Lozan’ın 2023 itibariyle geçersiz olacağına her üç Ak Parti seçmenin ikisi inanıyor. Sallamaya başlamayın hemen, bu oran CHP’ye oy verenlerde de her üç kişiden biri şeklinde. Anlayacağınız tencere dibin kara seninki benden kara. Çok da bir fark yok taraflar arasında.


Belki Muharrem İnce bile kendisini bu kadar savunmamıştır ama dedik ya başında, Sezar’ın hakkı Sezar’a. Beğenirseniz oy verirsiniz, beğenmezseniz de vermezsiniz denklem bu kadar basit. Şimdi lütfen en azından bir fizik öğretmeninin bunca yıldır verdiği bu mücadeleye biraz saygı duyup peşinden giden gençleri rahat bırakın.

 

Eğer yazıyı beğendiyseniz;


Yeni yazılardan haberdar olabilmek için yazının en üstünde sağ köşesinde yer alan "Kaydol" sekmesinden siteye üye olabilir ya da aşağıdaki logolar vasıtasıyla sosyal medya hesaplarını takip etmeye başlayabilirsiniz.


Yazılardan daha fazla kişinin haberdar olmasını isterseniz de, yazıları whatsapp/telegram gruplarında ve sosyal medya uygulamalarında paylaşabilirsiniz.


Her zaman farkında kalabilmek ümidiyle.




3.653 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Diriliş CHP!

Comments


bottom of page