• Hukuk

Hukuka İlk Adım: Tüketici Hakları

Güncelleme tarihi: 19 Ara 2021

Hak, hukuk, adalet üçgeninde bugünkü konumuz Tüketici Hakları. Hepimiz bir çok kez, bir şeyler satın alırken kazık yedik. Bunu baştan kabul ederek başlasak iyi olacak.


Kiminde uğradığımız zarar umursanmayacak derecede küçüktü ama yine de sinir bozucuydu, kiminde ise “sizi mahkemeye vereceğim, mahkemede anlatırsın bunları” reaksiyonu verildi ama sonra Allah'ından bulsun ne uğraşacağım mahkemeyle dendi ve konu kapandı.


Attığım taş, ürküttüğüm kurbağaya değer mi acaba diyorsanız ya da haksızlığa uğramayı hayatınızda yeni normal bir gerçek olarak görüyorsanız bu yazı hiç size göre değil, boşaltın mekanı. Biz kalan Tatar Ramazanlarla yola devam edelim.


Hukuk konuşacaksak önce dayanağımızdan başlayalım. Türk Hukuk Sistemi tüketiciyi koruduğunu en yetkili kaynağından, Anayasasından ilan ediyor. Bu sayede tüketiciyi korumanın tüm hukuk sisteminde esaslı unsur olarak yer aldığını görüyoruz. Anayasada sondan beşinci maddede de olsa, çok kısa bir şekilde de ifade edilse, hüküm net.


Anayasa, Madde 172


Devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder.


Anayasada çizilen rotanın varış noktası ise, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun yani kendi hazırladığı sözleşmelerle tüketiciye kendi kurallarını dayatan şirketlere karşı tüketiciyi koruyup kollayan, kurda kuşa yem olmasını engelleyen kurallar topluluğu. Bu kanunda; ayıplı mal, taksitli satış, tüketici kredileri, konut finansmanı, mesafeli sözleşmeler, devre mülk tatil hizmeti satışı, abonelik sözleşmeleri gibi aklınıza gelebilecek çoğu ticari ilişkinin özeline girerek onlara çeki düzen veriliyor. En basitinden söylemek gerekirse eskiden karınca duası gibi olan ve altına karambole imza attığın sözleşmeleri artık en az 12 punto büyüklüğünde hazırlatan, alışveriş sitelerinden aldığın ürünü 14 gün içinde koşulsuz iade etmeni sağlayan yasadan bahsediyoruz. İdare ile iş yapmıyorsan idare hukuku bilmek zorunda değilsin ya da gerekmedikçe ceza hukuku sıradan vatandaş için ayrıntılar silsilesi ama bu kanunun nabzı tam da sokaktaki adamın cüzdanında atıyor. O yüzden kulak vermekte fayda var.


Peki iyi, güzel, hoş; kanunda her şey yazılmış ama peki ya tüketici olarak bir sorun ile karşılaşırsak ne yapacağız? Nereye başvuru yapacağınızı anlaşmazlık tutarı belirliyor. 2021 yılı için Tüketici Hakem Heyetlerine yapılacak başvurularda kıstaslar şu şekilde düzenlenmiş.

  • Büyükşehir statüsünde olan illerde değeri 7.550 liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, 7.550 ile 11.330 lira arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine,

  • Büyükşehir statüsünde olmayan illerin merkezlerinde ve bağlı ilçelerde değeri 11 bin 330 liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine,

  • 11.330 liranın üzerindeki uyuşmazlıklarda ise tüketici mahkemelerine; tüketici mahkemeleri bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemelerine başvurulması gerekiyor.


11.330 liranın üzerindeki anlaşmazlıklar mahkemede görüleceği için bunları ayıralım. Bu büyüklükteki anlaşmazlıklar için mahkemeye gidip dava açmak, dava açarken dava masrafını peşin ödemek gerekiyor. Avukat tutmak zorunda değilsiniz ama davayı kaybederseniz hem dava masrafları üzerinize kalır hem de karşı taraf avukat vekalet ücreti ödersiniz. Kazanırsanız hem anlaşmazlık bedelini hem de dava açarken ödediğiniz dava masraflarını karşı taraftan alırsınız. Anlaşmazlık bu boyutta olduğunda elbette kaybetme durumundaki riskleri göze almak daha kaçınılmaz olacaktır. O yüzden yazının devamında daha çok üşenip uğraşmadığımız küçük çaplı kazıklanmalardan ve bunlarla mücadeleden bahsedeceğim.


Muhatabımız Tüketici Hakem Heyeti. Başvurudan başlayalım. 2020 yılı Mart ayına kadar başvurular tüketicinin ikametgah adresinde bulunan anlaşmazlık tutarına göre İlçe ya da İl Tüketici Hakem Heyetlerine, “tüketici hakem heyeti başvuru formu” doldurularak başvuruluyordu. Bu durumda birçok kişinin mesai saatleri içerisinde işini gücünü bırakıp ilçe kaymakamlığı ya da valilik binalarının içinde yer alan tüketici hakem heyetlerine gitmesi süreci zora sokuyordu. 2020 yılı Mart ayında ise artık Tüketici Hakem Heyeti başvuruları, e-devlet sistemindeki Tüketici Bilgi Sistemi üzerinden e-imza gerektirmeden sadece e-devlet şifresi ile gerçekleştirilebilecek hale geldi. Artık internete girip başvuru formu bulmak, onu yazdırmak, formu doldurmak, iş yerinden izin alıp kaymakamlığa giderek başvuru yapma gibi dertler kalmadı. Koyun çayınızı, açın bilgisayarınızı, girin e-devlet sistemine anlatın derdinizi, resmiyete de gerek yok ne olduysa onu konuşma diliyle; çekin fatura ya da fişinizin fotoğrafını ekleyin başvurunuza gönderin sistem üzerinden hakem heyetine. Artık onlar uğraşsın tüm yapacağınız bu kadar.


Tüketici hakem heyetleri en geç 6 ay içerisinde karar almak durumunda. Siz bu süreçte heyetin toplantılarına gitmek durumunda değilsiniz. Siz meramınızı anlattınız. Artık heyet sizden aldığı başvuru neticesinde karşı taraftan da savunmasını alarak incelemesini yazılı metinler üzerinden gerçekleştirip kararını verecek. Bu süreçte anlaşmazlık fiziki bir mal üzerine ise ve incelenmesi gerekiyorsa hakem heyeti malın bilirkişiye ibrazını talep edebilir sizden. Ancak bu durumda ürünü bilirkişiye ulaştırmanız gerekiyor. Bu ihtimal dışında oturduğunuz yerden başvuru yapıyorsunuz ve 6 ay içinde evinize hakem heyetinin kararı tebliğ ediliyor. Tüketici Hakem Heyetinin kararına karşı itiraz yolu da açık. Kaybeden taraf tüketici mahkemesinde itiraz yoluyla dava açabilir.


Peki şimdi gelelim şeytanın avukatlığına. Tüketici hakem heyetine başvurdunuz ve kaybettiniz. Karşı taraf avukat ücreti var mı, dava masraflarını kim ödeyecek diye soracak olursanız eğer, tüketici hakem heyeti yetki alanına giren hususlarda herhangi bir dava masrafı ya da karşı taraf vekalet ücreti söz konusu değil. Hakem heyeti lehinize karar verdi ama karşı taraf itiraz yoluyla tüketici mahkemesinde dava açtı ve kaybettiniz. Bu durumda ise ödeyeceğiniz avukatlık ücreti anlaşmazlık tutarının %15’i ile kısıtlı. Bu ücret önceden maktu avukatlık tarifesindeki bedeldi. Yani 100 liralık bir anlaşmazlık için 3.000 lira avukat vekalet ücreti ödeyebiliyordunuz. Bu da tüketicinin hak arayışında önemli bir bariyerdi. Bu yolda kaybeden olursam cebimden daha da çok para çıkar mı korkusu vardı ama artık bunlara gerek yok.


Ha eğer pratiğe ilişkin bilgi isterseniz de, şirketler bırakın hakem heyeti kararına itiraz edip dava açmayı tüketici hakem heyetlerine savunma dahi göndermiyorlar. Tüketici hakem heyetlerinde tüketici odaklı bir bakış açısı olduğu için genelde de tüketicinin menfaatleri korunuyor. O yüzden korkmayın, üzerine gidin ve hak arayışınız da maddi değil manevi tatmin üzerine olsun.


Biraz da size tüketici hakem heyetleri ile mazimden bahsedeyim. Tuş ettiğim markaları bir sıralayayım isterseniz: Garanti Bankası, Digitürk, Vatan Bilgisayar, Teknosa ve Damat. Özetle, bu markaların hepsiyle bir dönem anlaşmazlık yaşadım. Hepsinin onlarca avukatı vardı ama ben kazandım. Çünkü kazanmam için gerekli tek şartı onlar değil ben sağlıyordum. Haklıydım. Hakkımı da kimseye yedirmedim.


Garanti Bankası ile anlaşmazlığım klasik olarak kredi kartı aidat ücretine ilişkindi. O dönem bu ücretin iadesine başvuran herkes iade aldığı için büyük bir övünç kaynağı değil benim için. Eğer şimdi kredi kartı ücretinize ilişkin bir başvuru yapayım derseniz üzgünüm. Çünkü artık bu konudaki anlaşmazlık şu şekilde çözüldü: Artık bankalar aidat ücreti olmayan bir kart üretip bunu da kredi kartı portföylerinin içerisinde bulundurmak zorundalar. Bu sebeple bu aidat haksız kazanç verin benim paramı diyemiyorsunuz, onlar da size o halde aidat olmayan kartı alsaydın, bu kart puan kazandırıp taksit yapıyor, bunu kullanacaksan ücretini ödeyeceksin diyor.


Digitürk ile anlaşmazlığım ise dijital yayın hizmetini sağlamak için kendi ekipmanı olan dekoderin arızalanması sonucu benden tamir ücreti istemesiydi. Kullanıcı hatası olmayan bir durum olmasına karşı kendi ekipmanının arızasını bana ödetmeye çalışan Digitürk de tüketici hakem heyeti kararı sonrası iadeyi kapıya gelip özür dileyerek yapmıştı.


Bir başka mevzumuz da Vatan Bilgisayar ile idi. Aldığım televizyonda karanlıkta izlerken köşelerden ışık süzmesi mevcuttu. Eve gelen teknik ekip ise bu durumu, paneller yapıştırılırken bazen bu durum olabiliyor, bu da sizin televizyonunuza denk gelmiş ama ışıkta izlerken sıkıntı yok takılmayın bu kadar ile geçiştirmeye çalıştı. Bu cevap karşısında öyle bir dilekçe doldurup öyle detaylı görseller ekledim ki başvuruya, hakem heyeti televizyonu bilirkişiye göndermeden direkt olarak lehime karar verdi.


Bir diğer tuş olan firma ise Teknosa idi. Tablet alacaktım ve şu meşhur indirim cumalarının son saatleriydi. Siteye girdiğinizde indirimli fiyatı şu denen tablet ödeme aşamasına geldiğinde indirimsiz olarak yansıyordu. Bir iki tekrar deneme, acaba telefonda mı sıkıntı deyip bilgisayardan yoklama ama sonuç yok. Aynı teknik aksaklık. Fiyat çok uygun kaçırmamak gerek ama müşteri hizmetleri o saatte kapalı hizmet vermiyor meramımı dinleyecek kimse yok. Henüz ürünü almadık o yüzden mağduriyet yok ama alırsak olacak. Mağduriyet olursa ne olur, korkacak ne var onu da dize getiririz deyip bastım aldım tableti indirim yansımamış fiyattan, tabi işleme dair bütün görselleri kayıt altına alarak. Ertesi gün derdimizi müşteri hizmetlerindeki Marko Paşa’ya anlattım tabi ama kulak arkası. Öyle mi, öyle. Çağırın bana o tüketici heyetini. 6 ayda knock out. İndirim tutarı aynen iade.


Son kurban ise Damat. Güzel bir takım elbise aldık, her şey güzel. 6 ay sonra ise pantolonun bacaklarının iç kısım sürtünme ile incelip transparan bir hal aldı. Arkadaş grubuna söylediğimde “şişmanladın iyice sen normal bunlar” cevabı tatmin etmediğinden mağazada aldım soluğu. Arkadaşlar pantolonu alıp incelemeye göndereceklerini ifade ettiler. 15 gün sonra gelen cevap ise takım elbisede bir sıkıntı olmadığı kullanımdan kaynaklı olduğu cevabı geldi. Satış görevlisi ise takım elbisenin üst üste giyilmemesi gerektiği uyarısına hayatımda ilk kez takım elbise almıyorum, elbette üst üste giymiyorum fakat bu takım elbisenin üst üste giyme ile bu hale gelmesi normalse de bunu satarken belirtin cevabı ile yine yangınlar yine tüketici hakem heyeti. Burada ilk kez bilirkişi makamı ile de tanıştık. Hakem heyeti ilk toplantısında bilirkişi atadı pantolondaki hasarı incelemek üzerine. Bilirkişi dediysek laboratuvar ortamı hayal etmeyin. Bilirkişi de ilçedeki bir terzi. Terziye pantolonu götürdüm, terzi abi pantolonu kaldırıp pantolona şöyle bir bakış attıktan sonra tamam sen götür bunu bırakmana gerek yok ben yazıyı onlara gönderirim dedi ve sonuç yine belli. Kazanan vatandaş.


Bunları marifet diye anlatmadım. Vurgulamak istediğim şu, eğer haklı olduğunuza inanıyorsanız kimseye boyun eğmeyin. Özellikle de paranızı alıp size ayıpsız mal ya da hizmet satma vaadinde bulunup bunu yerine getirmeyenlere. Yukarıda saydığım aksiyonların hiçbirini işsizlikten ya da paragözlükten yapmadım. Motivasyonum tamamıyla hak arama bilincine yönelik.


Kurtlar Vadisi ilk 97 bölüm izleyicileri bilir. Süleyman Çakır’ın kumarhanesinde Şevko’nun adamları hile ile kazanır ve kumarhaneyi zarar uğratır. Süleyman Çakır bunu tespit eder ve infazı gerçekleştirir. Ardından Şevko’yu arar ve “Kimse... Benden... Çalamaz!” der. Aradığım, beklediğim, özlediğim motivasyon tam da bu işte.


Şakası bir yana, tüketici hakları hukukun herkese temas eden, günlük hayata dair en pratik alanı. Hak, hukuk, adalet kavramlarının toplum hayatında yer edinmesi için çok önemli bir egzersiz. Buradan edinilen bu bilinç size emin olun cüzi maddi menfaatin çok daha fazlasını sağlayacaktır. Kuruş değil duruş meselesi yani.


Bu haftaki konumuz Tüketici Haklarıydı ama aslında amaç hakkını savunabilen, hukuka inanan ve adalet arayan insanlar olabilmek. Okulda sınav kağıdına itiraz edince eğer hata yoksa verdiğim puandan 10 puan kırarım diye tehdit edilerek yetiştirilen bir toplum için hak arama mücadelesi elbette zor ama imkansız değil. O yüzden X, Y, Z ya da alfa hangi kuşak olursa olsun yeni nesli bu bilinç ile yetiştirmeliyiz ki; sokağa çıkma yasağı bahane edilerek toplumun bir kesiminin yaşam tarzına müdahale niteliğinde olan alkol satışı yasaklandığında, emniyet görevlilerinin işlerini daha rahat yapabilsinler bahanesi ile eylemlerde polis müdahale ederken ses ve görüntü kaydedilmesi yasaklandığında ya da sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde siyasal iktidara yakın takımların tribünleri dolu olduğunda toplum şimdiki gibi üç maymunu oynamasın. Susma, sustukça, sıra sana gelecek.

 

Eğer yazıyı beğendiyseniz;


Yeni yazılardan haberdar olabilmek için siteye ücretsiz üye olabilir ya da sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz,

Yazılardan daha fazla kişinin haberdar olmasını isterseniz de, yazıyı aşağıdaki logolar vasıtasıyla whatsapp/telegram gruplarında ve sosyal medya uygulamalarında paylaşabilirsiniz.


Her zaman farkında kalabilmek ümidiyle.

67 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör