top of page
  • Yazarın fotoğrafıEkonomi

Asgari Ücret Kullanma Kılavuzu

Güncelleme tarihi: 19 Oca

Tüm dünya yeni yıl kutlamalarına başlarken ve yılın en soğuk aylarının dahi keyfini sokaklarda eğlenerek çıkarıyorken; bizim memlekette tek gündem maaşlara ne kadar zam yapılacağı. Bu kadar belirsizliğin içerisinde işçinin de patronun da gözü asgari ücret zammında. Asgari ücrete yapılan zam sadece asgari ücretliyi değil, tüm ücretli çalışanları, dolar kurunu, enflasyonu ve tüm ekonomiyi etkileyecek.


O halde bu hafta, önce asgari ücretin çeşitli kriterlere göre ne kadar olması gerektiğini hesaplayalım, sonra asgari ücrete dair bir tahminde bulunalım ve bunun ekonomiye olan etkilerini ve nasıl bir yıl geçireceğimizi konuşalım.


Ocak ayında memurlara, imzalanan toplu sözleşme gereği yaklaşık %50 oranında zam yapılacak. Devleti yönetenlerin ifadelerine göre temmuz ayında herkese kallavi zamlar verilirken pas geçilen emeklilere de ocak ayında nefes almalarını sağlayacak bir zam yapılacak. Bu da altı aylık %38 enflasyon + refah payı demek ki bunun da meali verilen sözler tutulursa %50 demek. Asgari ücret konusunda ise 2024 yılı temmuz ayında zam yapılmasının planlanmadığı defalarca deklare edildiği için artık beklenti tüm yılı kapsayan tek bir zam oranı.


Hem altı aylık periyottan bir yıllık zam periyoduna geçilmesi, hem de Mehmet Şimşek’in artık gerçekleşen enflasyona göre değil, hedeflenen enflasyona göre zam yapılacak demesi asgari ücrette zam denklemini iyice zorlaştırıyor. Son iki yılda TÜİK’in içinden geldiği gibi belirlediği geçmiş altı ayın enflasyon verisi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gönlünden ne koparsası ile ilerleyen süreç, bu sene nasıl olacak göreceğiz.


Mevzu kritik, çünkü belirlenecek asgari ücret Erdoğan’ın kendi icadı olan ekonomik modelin ekonomiye verdiği hasarı onarma görevini kime verileceğini belli edecek. Görevi şirketler mi üstlenecek yoksa çalışanlar mı? Hatta gelir vergisi oranları ve matrahı üzerinden de halkın hangi kesimi üstlenecek o da belli olacak. Fakirler mi yoksa zenginler mi? Hepsinin de belli olmasına şurada iki haftadan az süre kaldı.


Asgari ücret ne kadar olacak ya da ne kadar olmalıyı konuşabilmemiz için öncelikle asgari ücret halihazırda nerede, önce bunu konuşmak gerek. Yıllar içerisinde asgari ücretin alım gücünü gözlemleyebileceğimiz en kolay yol dolar bazlı asgari ücreti izlemek. Gelin bir bakalım son 20 yılda asgari ücret Erdoğan’ın tabiriyle “nereeeeeden nereyeee” gelmiş.



Yukarıdaki grafikte 2002’den günümüze dek dolar bazlı asgari ücret verisi mevcut. 120 dolarlı seviyelerden başlayan asgari ücret, Avrupa Birliği üyelik sürecinde somut adımlar atan, rotasını batıya dönmüş ve doğru maliye politikaları uygulayan Ak Parti’nin ilk döneminde 6-7 yıl kadar sürede üç katına çıkmış. Son 15 yılda ise 350-450 dolar bandında bir aşağı bir yukarı. 2023 yılı hariç. Bekleyin oraya geleceğiz.


Asgari ücretin dolar bazlı arttırılabilmesi ve bunun ekonomiye yük olmaması için gerekli olan tek bir şey var, o da ülkenin zenginleşmesi ve kişi başına düşen milli gelirin artması, nihayetinde ise asgari ücretlinin de bu zenginlikten faydalanması. Hadi gelin bir de kişi başına düşen milli gelirin 20 yıllık geçmişini inceleyelim.



Ak Partinin ilk yıllarında asgari ücrette yaşanan artışın kaynağı işte burada. 3.600 dolardan 11.000 dolara çıkan kişi başına düşen milli gelirin yansıması asgari ücrette de 120 dolardan 420 dolara çıkarak olmuş. Sonrasındaki yıllar ise 8.500 ile 12.500 arasında git-gel. Aynı asgari ücretteki 350-450 dolar bandı gibi. Peki neden bu bandın dışına çıkamıyoruz. Çünkü orta gelir tuzağında kapana kısıldık. Yani mevcut kafa yapısı ile bir üst basamağa çıkamıyoruz. Bu kafayla devam edersen en fazla bu kadar olur yavrum fazla zorlama, daha fazlasını istiyorsan dersine çalış öyle gel sendromu.


Son 15 yılda 350-450 dolar aralığında gidip gelen asgari ücret grafiğinde sırıtan tek yıl 532 dolar ile 2023 yılı. Peki neden? Kişi başına düşen milli gelir mi artmış? Yoo.. 8.500-12.500 bandının tam da ortasında 10.500 dolarda. Ben vereyim cevabını neden bu kadar yüksek, çünkü 2023 yılı seçim yılıydı ve seçim yaklaşıyorken AK Parti bu ucube muhalefete rağmen seçimi kaybediyoruz telaşı ile kesenin ağzını sonuna kadar açtı da ondan.


Kişi başına milli gelir artmıyorken 2023 yılında dolar bazlı rekor bir asgari ücret aldı çalışanlar da kötü mü oldu derseniz, işçiler bu aldıkları paraya rağmen mutlu olamadılar çünkü bu parayı onların cebinden süpüren bir canavar vardı adı da enflasyon. Peki işçiler bu kadar yüksek dolar bazlı asgari ücrete rağmen mutsuzken, onlardan daha da mutsuz olan kim dersiniz? Onlar da tabi ki bu işçilerin çalıştığı şirketler, özellikle de ihracat yapanlar.


Ülke zenginleşmediği halde çalışanların ücretlerini seçim kazanma uğruna arttırırsanız olacak olan sadece bu ülkenin üretim maliyetini arttırmak olur. Yurtdışına göre pahalı hale gelen ülkeniz bu ülkelerle rekabet edemez, satışlar düşer, şirketler kapanır, işsizlik olur ya da bunlar yaşanmasın diye paranızın değeri düşürülür, kur artar, enflasyon olur, işçilerin maaşı yine erir. Nihayetinde de siz ne İsa’ya yaranabilirsiniz ne de Musa’ya.


O halde asgari ücret kaç olmalı gelin bir inceleyelim. Öncelikle enflasyon açısından değerlendirelim durumu. Enflasyona göre zamda artık iki metot var; biri Erdoğan’a ait, diğeri Mehmet Şimşek’e. Önce birkaç yıldır alışkın olduğumuz Erdoğan metoduyla başlayalım. Bu metotta geçmiş dönem enflasyonu dikkate alınarak çalışanların kayıpları telafi edilir, hatta enflasyon üzeri zam ile de seçim kazanılır. Ödemeyi yapan devlet olmadığı için işverenin ödeyeceği maaşı belirlemek hem kolaydır hem de başkasının ödeyeceği maaşın nemasını kendin toplamak oldukça keyiflidir.


Bu hesaba göre; son 12 ayın enflasyonunu dikkate almak gerek ama 2023 yılı temmuz ayında zaten asgari ücrete zam yapıldığı için son 12 ayın geçmiş enflasyonu ile hareket etmek mantıklı değil. Bu dönemde altı aylık zamdan bir yıllık zamma geçiş yapılacağı için altı ayı geçmiş dönemden altı ayı ise gelecek yılın ilk altı ay hedefinden yararlanarak yaptığımız hesaplama ile ortaya %67’lik bir zam oranı ve nihayetinde 19.000 TL’lik bir asgari ücret çıkıyor. Orta vadeli programa göre 2024 yılı hedeflenen ortalama dolar kuru 36,8. Bu kuru dikkate alacak olursak dolar bazlı asgari ücret de 517 USD oluyor.


Bir de Mehmet Şimşek’in peşine takılalım. Bu metotta ise mevcut enflasyon acısıyla tatlısıyla geride kaldı, artık biz önümüze bakalım. Geçen sürede her kaybettiğinizi ben telafi etmeye kalkarsam bu çukurdan çıkamaz, sarmala gireriz bakış açısı var. O yüzden hedeflenilmiş enflasyona güdümlenme söz konusu. Bu yolla hesapladığımız enflasyonda ise hesap basit. 2024 yılı için hedeflenen enflasyon %36 ise zam o kadar. Yani asgari ücret 15.500 TL. Dolar bazlı olarak ise 421 USD.


Asgari ücretin bu iki rakam arasında olacağı muhakkak. 15.500 ile 19.000 TL arasında, dolar bazlı olarak ise 421 USD ile 517 USD arasında. Türk lirası bazında artacak ama halihazırda 532 USD olan asgari ücretin dolar bazlı olarak düşeceği kesin.


İşveren kesimi Mehmet Şimşekçi iken çalışanların Erdoğan’dan başka sığınacağı kimse yok gibi. Çünkü işçi kesimini temsil edecek sendikalara talepleri sorulduğunda cevap, “asgari ücret pazarlıklarında bizim için baz alınacak seviye açlık sınırıdır” oldu. Şu an Türk-İş’in kendi hesaplamasına göre Kasım ayı açlık sınırı 14.025 TL. Beklenen bir aylık enflasyon da hesaba katıldığında yıl sonu için beklenen açlık sınırı 14.650 TL. Bir yıllık hedeflenen enflasyona göre bile asgari ücret 15.500 olması gerekirken Türk-İş asgari ücret pazarlıklarına asgari ücret 14.650 TL’den aşağı olamaz diye oturacakmış. Allah razı olsun be! Bu tarz sendikalara sarı sendika falan diyorlar. Sarı dediğiniz rengi küçümsemeyin. Memleketteki en büyük rekabette bile bir taraf sarı kırmızı diğer taraf sarı lacivert. Onların bile ortak noktası sarı. Bu sendikaları farklı bir renk ile yaftalamak gerek artık şeker pembesine ya da fuşyaya ne dersiniz?


Velev ki asgari ücret hesabında açlık sınırı dikkate alınacak, o durumda da bu hesap şöyle olmalı net: asgari ücret yılın hiçbir döneminde açlık sınırının altında kalmamalı. Asgari ücrete yılda bir kez zam yapılacaksa eğer bu süreç de 12 aylık periyodu kapsamalı. Bu disiplini de hadi en iyimser düşünce ile tasarlayalım ve hükümetin enflasyon hedefini dikkate alarak %35 oranını dikkate alalım. 2023 yılının sonunda açlık sınırının 14.650 TL olacağını öngörmüştük. O halde bunu 1,35 ile çarptığımızda yıl içerisinde açlık sınırının altına düşmeyecek rakamın 20 bin TL olduğunu görürüz. Fuşya sendikalar işte masaya bu rakamla oturmanız gerek, ha ne kadar koparabilirsiniz o ayrı ama bir rakam ortaya koyacaksanız başlangıç noktanız bu olmalı.


Asgari ücretin önce enflasyona göre kaç olması gerektiğine, daha sonrasında ise insanca bir yaşam sürdürülebilmesi için olması gerektiği değere baktık. Bir de ülkenin mevcut ekonomik durumuna göre asgari ücret ne kadar olmalı ona bakalım.


Geçen sene verilen yüksek asgari ücret ile ülkenin diğer ülkelere göre pahalı hale geldiğini en net şurada görebilirsiniz: Yazın tatile Türkiye’de bir yere gidenler gördü ki bu verilen paraya Euro 30’un üzerinde olmasına rağmen Avrupa’da çok daha güzeli yapılırdı, ki çoğu da öyle yaptı zaten. Dikkatinizi çekmedi mi bu sene ne kadar çok kişi karayoluyla Yunanistan’a gitti? Seneye bir de Yunan adalarına kapıda vize uygulaması geldi ki, bu sene %60-70 doluluk oranında kalan turizmcilerin işi seneye daha da zor.


Rekabet açısından üretim maliyetleri devlet eliyle yükseltilen şirketler için peki bu darboğazda kendilerini finanse edebilecekleri imkanlar var mı? Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye. Politika faizi %40, ticari krediler %50’nin üzerinde. Kasada para yoksa ve bu işi borçla sürdürmeye kalkarsan % kaç kazanacaksın ki %50 faizli borçlarını ödeyebilesin. Buyurun iflas masasına. O yüzden asgari ücreti hesaplarken işvereni de düşünmek gerek.


Bunun için yine dolar bazlı asgari ücrete dönelim. Dolar bazlı asgari ücret grafiğini yukarıda verdik. 2008 yılından itibaren, 2023 yılındaki seçim kazanmak için verilen yüksek asgari ücret tutarını dışlayarak 15 yıllık ortalama dolar bazlı asgari ücreti hesapladığımızda ortaya 400 USD çıkıyor. 2024 yılı için hedeflenen ortalama dolar kuru 36,8 olduğuna göre ise piyasa için doğru rakam 400 x 36,8 = 14.750


Ekonomide çarkları döndürecek, işsizliği azaltacak, global piyasada rekabeti sağlayacak ücret buyken görüldüğü üzere bu tutar Mehmet Şimşek’in gönlündeki tutarın dahi altında. İroniktir ki bu rakamları telaffuz eden sadece işçinin fuşya sendikaları.


O halde rakamları son kez bir toparlayalım. Çalışanın yıl boyunca hiç açlık sınırının altına düşmemesi için alması gereken rakam 20 bin TL, geçen seneki refahını koruması için alması gereken rakam ise 19 bin TL. İşçi bunu alamayacak kesin. Çünkü ülke o kadar zengin değil. Piyasanın global rekabete ayak uydurabilmesi için asgari ücretin olması gereken seviye 14.750 TL, hedeflenen enflasyon ile zam yapılarak fiyat artışlarının dizginlenmesi için ise olması gereken 15.500 TL. Asgari ücret bunlar da olmayacak çünkü martta seçim var ve Erdoğan devlet bütçesinden ödenmeyecek bir ücret için çalışanı karşısına almaz. Çalışanın da Erdoğan’a güveni buradan.


Bu krizden çıkmak için faturayı kimin ödemesine karar verileceğini asgari ücret zammıyla göreceğiz. Asgari ücret 19.000 TL’ye yaklaştıkça fatura firmalara çıkacak. Bu yıla kadar sürekli ucuz krediler ile fonlanan, devlet bankalarından ucuz ticari krediler çekip parayı üretmeye, Ar-Ge’ye değil al-sat’a yatıran şirketler. Asgari ücret 15.500’e yaklaştıkça ise fatura çalışanlara çıkacak. Vergi borçları silinen, KYK kredi faizleri silinen, EYT saçmalığı ile erken yaşta emekli olup ikinci emekliliğine koşan çalışanlar. Böyle bakınca Burak Yılmaz’ın deyimiyle hamına da mamına da, orijinal haliyle ise nalına da mıhına da vurmak gerek ekonomiyi rayına sokmak için. Kamunun kaynakları siz oyunuzu iktidara verin diye ortalara saçılırken hepiniz salyalarınızı akıtıyor, “Padişahım çok yaşa!” diye bağırıyordunuz. Şimdi de ekonominin intikam zamanı başlıyor, hazırlıklı olun.


Peki asgari ücret ne olur? Ne şiş yansın ne kebap olur. Memur toplu sözleşme ile %50 zam alıyorken, emekliye %38’in üzerine refah payı vadedildiği için o gruba da zam %50’yi işaret ediyorken ve her iki grup da Temmuz 2024’te tekrar zam alacakken ve asgari ücrete Temmuz 2024’te zam yapılmayacakken; bu yılın başında asgari ücrete gelecek zam %50’nin altında olamaz, üstüne ise ekonomi el vermez. %50’lik zam da asgari ücreti 17 bin lira yapar.


Merkez Bankasının 2024 yılı ortalama döviz hedefi 36,8. 2024 yılına doların 30 ile başlaması öngörüldüğünde dengeli bir ivme ile hareket ederse 2024 yılı sonunda doların 43 lira olmasını hedefliyor hükümet, tabi tutturabilirse. 17 bin TL’ye yükseltilecek olan asgari ücretin bir kısmının TL’ye değer kaybettirilerek zardan düşünülmesi kaçınılmaz. Bu durum da 2024 yılı sonu dolar kurunu 43’ten nerelere kadar yükseltir siz karar verin. Oradan çıkan tablodan da paranızı faize mi yoksa dolara mı yatıracağınıza karar verirsiniz. Finansman imkanları bu kadar kısıtlıyken, Mehmet Şimşek gelecek yıl iç piyasada talep daralacak şirketlerimiz ihracat yapmaya odaklansın diyorken, faizde %50 hazır getiri varken, dolarda belki de daha da fazlası mümkün olabilecekken uzun vadeci değilseniz ya da nokta atışı spesifik şirketler üzerinden kazanç elde edemeyecekseniz borsadan biraz uzak durmakta fayda olduğu ortada.


Elinizde sihirli bir değnek yok ise bir işi ne kadar sürede berbat hale getirdiyseniz düzeltmeniz için de en az o kadarlık bir süreye ihtiyacınız vardır. Erdoğan’ın iktisat teorilerinin ülkenin kucağında patlamasının ardından seçim sonrası hasar tespit çalışmaları tamamlandı diyebiliriz. Yerel seçimlerin ardından ise Mehmet Şimşek’in “memoterapisi” uygulamaya konduğunda şüphesiz birçoklarının saçları dökülecek, ekonominin bütün tarafları acılar çekecek ama hayatta kalmak için tüm acılara katlanılmak zorunda kalınacak.


Sonunu da şöyle bağlayalım gelin. İşçinin insanca yaşaması için gerekli olan ücreti alması için de, patronların çalışanlarına hak ettikleri ücretleri ödeyebilme gücüne ulaşması için de gerekli olan şey aynı. O da içinde bulunduğumuz orta gelir tuzağından kurtulmak. Bunun için de gereken şey; üretmek, daha çok üretmek, katma değerli üretmek ve bunun gerçekleşmesi için ortam hazırlamak. Nihayetinde ise zenginleşmek ve bunu adil bir şekilde paylaşmak. Memleketin iktidarı da muhalefeti de bu haldeyken zor mu? Zor. İmkansız mı? Sen usanmadan sıkılmadan bu yazıyı sonuna kadar okuduysan senin gibiler sayesinde, asla!

 

Eğer yazıyı beğendiyseniz;


Yeni yazılardan haberdar olabilmek için yazının en üstünde sağ köşesinde yer alan "Kaydol" sekmesinden siteye üye olabilir ya da aşağıdaki logolar vasıtasıyla sosyal medya hesaplarını takip etmeye başlayabilirsiniz.


Yazılardan daha fazla kişinin haberdar olmasını isterseniz de, yazıları whatsapp/telegram gruplarında ve sosyal medya uygulamalarında paylaşabilirsiniz.


Her zaman farkında kalabilmek ümidiyle.


6.575 görüntüleme2 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Çöküş

2 Comments


Şahin Ticaret
Şahin Ticaret
Dec 27, 2023

Hocam, dolar enflasyonu diye bir şey var. 2008'den günümüze %47 enflasyona uğramış dolar.

Kaynak: https://www.officialdata.org/us/inflation/2008?amount=100

Yani 2008'de 400 dolar olan asgari ücretin en az 600 dolar olması gerekmekte. 2008'e göre ülkede çok daha fazla üretim var. Gelişmiş ülkeler sınıfına gireceksek eğer bazı şeylerden ödün vereceğiz. Tekstilciler Mısır'a kaçıyormuş, ee kaçsınlar. Tekstil yerine katma değerli başka ürünler üretiriz biz de.

Bu makaleyi de bir okumanızı tavsiye ederim.

https://tr.euronews.com/business/2023/01/02/dolar-enflasyonu-yillara-gore-dolar-bazinda-asgari-ucret-degisimi

Like
Nev-i Şahsına Münhasır
Nev-i Şahsına Münhasır
Jan 18
Replying to

Öncelikle geri bildiriminiz için teşekkürler. Öncelikle belirttiğiniz üzere kesinlikle ciddi bir dolar enflasyonu söz konusu. Özellikle sürecin 20 yıl gibi uzun olması ve pandemi dönemi tüm dünyada yaşanan enflasyonist ortam itibarıyla belirttiğiniz enflasyon oranından bahsetmek mümkün. Fakat ben zaten kişi başına düşen milli gelire oranlayarak asgari ücrete yönelik bir projeksiyon çizdiğim için bir sorun göremiyorum. Sadece yazıda dolar enflasyonundan etkilenen her iki değeri birbiri ile karşılaştırdığım için dolar enflasyonunu dikkate almadığımı belirtmeliydim haklısınız.


%47 enflasyona rağmen bizim kişi başına düşen gelirimiz aynı seviyedeyse bahsettiğiniz üretim artışı da artan nüfusa oranla yetersiz kalıyor demektir. Çözüm ise yine belirttiğiniz gibi katma değerli üretim, artan gelir, artan nüfusa rağmen kişi başına düşen artan milli gelir ve nihayetinde ortaya çıkacak müreffeh toplum.


Saygılarımla,

Like
bottom of page