• Ekonomi

Türkiye'de Mürekkep Yalamak

20 yıllık Ak Parti iktidarı, günümüzde bazı insanlar için mutluluğun kaynağı haline geldi. Hatta bu süreçte mutlu olmayanlar nankörlükle suçlanır oldu. Diğer yandan, bazıları içinse Ak Parti iktidarı bu ülkede yaşamayı tam anlamıyla azap haline getirdi. Peki neden bir kesim Erdoğan’ı kahraman ilan edip neredeyse ilahlaştırırken; diğerleri Erdoğan’ı televizyon ekranında gördüğünde dahi sinir krizleri geçiriyor? Tabi ki bu durumun tek bir gerekçesi yok ama bugün biz bu durumu ekonomiye indirgeyerek bir inceleyelim bakalım.


Bunu nasıl yapacağımıza dair bir özet geçmek gerekirse; toplumda en mutlu ve en mutsuz kesimlerinin son 20 yıldaki gelirlerini, bunların açlık sınırı, yoksulluk sınırı gibi kriterler ile ilişkilerini inceleyeceğiz. Ardından da bir iki yorum ve öneri ile yazıyı mümkün olduğunca kısa tutup tamamlayacağız.


Öncelikle toplumda ironik bir şekilde; en mutlu olan insanların en düşük gelire sahip olanlar olduğu dikkate alındığında, Ak Parti destekçilerini temsil etmede gelir olarak asgari ücret önemli bir kriter olacaktır. Ringde asgari ücretin karşı köşesine ise, Ak Parti iktidarında gerek atanmalarıyla gerekse de özlük haklarıyla başlı başına bir sorun yumağına dönüşmüş öğretmenlerin maaşlarını oturtmak yerinde olacaktır zannımca.


Gelin birlikte bir göz atalım; son 20 yılda öğretmen maaşları ile asgari ücret ne kadar artmış ve bunların arasındaki ilişki ne olmuş?

Tablodaki rakamlara dair kafalarda soru işareti oluşmaması için rakamları yorumlamadan önce rakamların nasıl ortaya çıktığından bahsetmek faydalı olacaktır. Asgari ücret için dikkate aldığımız rakamlar her yıl için ocak ve temmuz maaşlarının ortalamasından ibaret. Öğretmen maaşı ise biraz daha karışık. Öncelikle öğretmenlerin dereceleri, kademeleri ve yıl içinde değişen vergi dilimleri sebebiyle öğretmen maaşı şu kadardır diyemiyoruz ama analiz yapacağız dedik ya, belli kabullerle ve o kabulleri her bir yıl için uygulayarak tutarlı bir veri oluşturacağız. Bunun için de öğretmen maaşını oluştururken işe yeni girmiş 9/1 bir öğretmenin o yılın ocak ayı maaşının %20 gelir vergisi kesilmiş halini dikkate aldık. Ocak ayını dikkate almamızın gerekçesi de öğretmenlerin temmuz aylarında enflasyon zammı almaları, buna karşın da artan vergi dilimleri sebebiyle bu zammın artan gelir vergisi dilimine karşılık gelerek yok olması. Temmuz zammı ile artan gelir vergisi dilimi birbirini kimi zaman nötrler kimi zaman artı/eksi etkiler yaratır ama dedik ya her yıl için aynı hesaplamayı uyguladığımız için kuruşu kuruşuna doğru rakamlar olmasa da tablodaki rakamların tutarlılığına dair şüpheye mahal yok.


Rakamlara dönecek olursak 2002 yılında işe yeni başlayan bir öğretmen 470 TL maaş alırken, asgari ücretli 174 TL alıyormuş. Yani 1 öğretmen=2,71 asgari ücretli. Ak Parti 2,71 olarak teslim aldığı bu katsayıyı 2015 yılına kadar ortalama 2,4 olarak yıllarca sürdürmüş.


Seçim yılı olan 2015’te en popüler vaat hatırlarsanız asgari ücret zammıydı. Haydar Baş’ın vaatlerinin peşine birçok parti takılmış ve Haydar Baş’ın BTP’sinin 5.000 TL’lik vaadine HDP 1.800 TL ile, CHP 1.500 TL ile, MHP ise 1.400 TL ile karşılık veriyordu. 2015 yılı sonunda yıllık enflasyonun %8 küsür gerçekleştiği dikkate alındığında 1.000 TL’lik asgari ücretin bu noktalara çıkarılması asgari ücretliler için tatlı rüyalar gördürüyordu. Asgari ücret vaatleri toplumda karşılık bulunca, Erdoğan da bu sidik yarışına katıldı ve onlar söz verir ama tutamaz, biz ise daha az bile desek gerçekleştiririz deyip yeni asgari ücret için 1.300 TL rakamını telaffuz etti. Seçim neticesinde seçmen Ak Parti iktidarının devamına karar verince de Erdoğan altı ayda bir artan asgari ücreti yıllığa çevirme katakullisi ile de olsa ilk asgari ücret zammı döneminde sözünü tutup rakamı 1.300 TL’ye çıkardı.


Asgari ücretliler ve öğretmenler arasındaki dengesizliğin başlangıç noktası olan 2015 yılını açıkladıktan sonra dengesizliğin son üç yıl itibarıyla da zirve yaptığını söylemekte fayda var. İşverence karşılanan asgari ücret zammında enflasyon oranına göre son dönemlerde oldukça bonkör davranan iktidar, kendisinin ödediği memur maaşlarında ise sarı rengi bile hak etmeyen sendikalar ile yaptığı toplu sözleşmelerle ancak TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı kadar uyguladığı zamlar ile iktidarı teslim aldığı 2002 yılındaki 1 öğretmen=2,71 asgari ücretli oranını, 2022 yılında 1 öğretmen=1,49 asgari ücretli seviyesine getiriyordu.


Rakamlarla arası iyi olan okuyucular şu itiraz ile gelebilir: İyi de birader gelirler az alana çok, çok alana az zam yapılarak dengelenir yoksa ücretler arasında uçurum oluşur, hatta dönem dönem düşük gelir grubuna seyyanen zam yapılır ki oransal olarak daha çok zam almış olsunlar. Ayrıca rakamlar yükseldikçe katsayının düşmesi matematiksel bir gerçekliktir. İtirazların hepsi çerçeve hükümler itibarıyla doğru fakat katsayı 2,71’den 1,49’a düşmüş güzel kardeşim. Olayın vahametini anlamadıysan bir de öğretmen maaşını yoksulluk sınırı ile, asgari ücreti de açlık sınırı ile karşılaştıralım. Mevzuyu orada çok net anlayacaksın.


Aşağıdaki tabloda az önce nasıl elde ettiğimizi ifade ettiğimiz asgari ücret ile açlık sınırına yer vereceğiz. Açlık sınırına dair kısa bir özet geçelim yine. Açlık sınırı Türk-İş tarafından aylık olarak ilan edilen bir tutar, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcamalarını ifade ediyor. Verilerin kim tarafından sağlandığını da ifade ediyorum ki, TÜİK verileri sanıp zaten bu rakamlar güvenilmez neyini analiz edeceğiz diye düşünmeyin. Tabloda ilgili yılın açlık sınırı da her yıl için ocak ve temmuz aylarının ortalaması alınarak belirlendi. Şimdi gelin yazının başında söylediğimiz en düşük ücreti almalarına rağmen Ak Parti’yi en şiddetli şekilde savunan grubun son 20 yıldaki ekonomik refahını açlık sınırı ile orantılayarak inceleyelim.

Ak Parti iktidarının 2002 yılında asgari ücreti, açlık sınırının yarısının bir tık üstünde teslim aldığını görüyoruz. Bugün ise 2022 Ocak ayı itibarıyla açlık sınırı ile asgari ücretin kafa kafaya. Asgari ücretlinin 20 yılda artan refahını anlayabilmek için 20 yıl öncesinin asgari ücret/açlık sınırını oranını bugüne uygulamak yerinde olacaktır. Ocak 2022 Türk-İş verisine göre 4250 lira olan açlık sınırının %51’i 2.167 TL’ye karşılık gelmekte. Asgari ücretlinin bundan 20 yıl önce pastadan aldığı dilim şimdinin parasıyla 2.167 TL, şimdi ise aldığı ücret 4.250 TL. Asgari ücretliler toplum içerisinde en düşük gelir grubunu oluştursa da, ironik bir şekilde son 20 yıl içerisinde görece en çok zenginleşen kesimlerden biri.


Bu durum da aslında birçok anlaşılamaz kabul edilen şeyi anlatmaya yeterli. Sokak röportajlarında haline şükretmekten kıblesi şaşan 50 yaş üstü insanları düşündüğünüzde, bu insanların Ak Parti öncesi aldıkları şu zamanın parasıyla 2.167 TL yerine şimdi aldıkları 4.250 TL ile her bir aile ferdine akıllı telefon alabilmeyi zenginlik göstergesi olarak algılamaları aslında gayet de kabul edilebilir bir tespit.


Sadece asgari ücret olarak düşünmeyin refahı artan alt gelir grubunu. 65 yaş üstünde olup herhangi bir geliri olmayan kişilerin aldığı yaşlılık aylığında daha da belirgin bir artış söz konusu. 2002’de 24 lira olan ve açlık sınırının sadece %7’sine karşılık gelen tutar günümüzde 1.296 TL, yani açlık sınırının %30’u. Bu da bu grubun refahının da Ak Parti iktidarında 4 katın üzerinde arttığını gösteriyor. İhtiyarlara sinir olan, artık otobüste yer verirken dahi hangi partiye oy veriyorsun diye soran gençler olaya bir de bu açıdan bakarlarsa meseleyi daha iyi kavrayacaklardır.


Peki asgari ücretin açlık sınırının altında olması utancının giderildiği, yaşlılık maaşının dilenciye verilen sadakadan yüz güldüren bir cep harçlığına dönüştüğü Ak Parti iktidarında devlet memurları yani mürekkep yalamışlar ne duruma geldi? Şimdi de bunu öğretmen maaşları üzerinden bir görelim.


Aşağıdaki tabloda daha önce nasıl elde ettiğimizi ifade ettiğimiz öğretmen maaşı ile yoksulluk sınırına yer vereceğiz. Yoksulluk sınırı da Türk-İş tarafından belirlenmekte ve aşağıdaki tabloda her yılın yoksulluk sınırı ocak ve temmuz aylarının ortalamasından oluşmakta.

Tablodan da anlaşılacağı üzere öğretmenler için Ak Parti iktidarının başlangıç ve bitiş noktası aynı yer. 20 yıllık iktidar döneminde yoksulluk sınırının %46’sı kadar maaş alan öğretmenler 2022 yılında da aynı noktada. 20 yıllık sürecin içerisinde de yoksulluk sınırına yaklaşamamışlar bile. Hatta 2022 Şubat itibarıyla yoksulluk sınırının 15.139 TL’ye ulaştığı dikkate alındığında güncel oran %41’e düşmüş ama biz yılları karşılaştırırken hep ocak ayını dikkate aldığımız için yine 2022 için %46 oranını kabul edelim.


Anlayacağınız öğretmenler için ak-kara bir şey fark etmemiş. Hani Ak Partililerce dile getirilen, “Bizden öncesi orta çağ idi. Sokaklarda ambulans, evlerde buzdolabı yoktu. Buzdolabı olsa da içinde bir şey yoktu.” nutuklarının devlet memurları için bir karşılığının olmadığı rakamlar ile ortada. Eğer 20 yıl öncesinde memurlar aç ise şimdi de aç, eğer şimdi yoksulluk sınırının %46’sı kadar maaş alarak refah içindelerse o zaman da bolluk bereket içerisindelermiş.


Sadece öğretmenler üzerinden değerlendirmeyelim memurların durumunu. Yoksulluk sınırını bütün devlet memurları için analiz edelim bir de. Aşağıdaki tabloda 2022 yılı itibarıyla bazı meslek grupları için en kıdemsiz ve en kıdemli çalışanların %20 gelir vergisi kesintisi ile maaşları yer alıyor. Siz bir tabloyu inceleyin sonra kaldığımız yerden devam ederiz.

Küçükken size sorulan büyüyünce ne olacaksınız sorusunu hatırladınız mı? Öğretmen, doktor, mühendis, polis, avukat, hemşire... Hayalinizde bile yoksulsunuz o halde. Bir kamu kurumunda görev yapacaksanız işe başlangıcınız sefaletin tam olarak dibi. İstisnai meslekler dışında emekliliğiniz yaklaşıp mesleğin kaşarı olduğunuzda da bu garibanlığın bir yere gittiği yok, kalıcı.

Daha geçen hafta kaldırılan AGİ üzerinden çocuk sahibi asgari ücretlilerin nasıl mağdur edildiğini yazmışken bu hafta derdim elbette “asgari ücretliler fazla maaş alıyor, okumuşlar az” değil. Açlık sınırının altında bir asgari ücret insani değil ve ne mutlu ki şu an en azından açlık sınırı seviyesinde. Buna karşın eğer toplumda artan bir refah var ise bundan sadece belli bir kesimin faydalanması; eğitimlilere ne kadar zam verirsek verelim bize zaten oy vermiyorlar, biz bize oy verenleri kalkındıralım düşüncesi de toplumsal çatışmayı beraberinde getiriyor.


Asgari ücreti ne kadar yükseltirseniz yükseltin pratikte bu maaşı karşılayacak bir oluşturamadığınızda maaşı banka hesabına yatırıp bir kısmını elden geri alan işverenler ile asgari ücretin altında kaçak çalışan Suriyeli ve Afgan işçiler ortaya çıkıveriyor. Aksi yönde de mürekkep yalamış memurlarınıza hak ettiği ücretleri vermediğinizde ya ülkeden kaçmayı hayal ediyor ya da rüşvet almaya başlıyor. En iyi ihtimalle bu paraya bu kadar çalışılır deyip işinin hakkını vermiyor maaşlı bir gizli işsize dönüşüyor.


Çocuğunuzun hayalindeki mesleklerde ücretler bu seviyedeyken; çocuğunuzu karşınıza alıp konuşmanın vakti gelmedi mi? Üniversite sınavını kazanacağım, okuldan mezun olacağım, KPSS’den yüksek alıp torpil bulduktan sonra mülakatı da geçip devlet memuru olacağım, şark görevimi de tamamladıktan sonra memleketime dönüp refah içinde varlıklı bir şekilde yaşayacağım diye boşuna hayaller kurmasınlar artık.


Mevcut ücret politikası ile sadece ekonomik açıdan değerlendirirsek Türkiye’de “okuyup adam olmak” tam anlamıyla ölü bir yatırım. Yeterince hesaplamaya boğulmadım diyorsanız gelin liseden sonra asgari ücret ile iş hayatına atılan biri ile bir öğretmenin maddi durumunu karşılaştıralım.


Ha bu arada para için okunmaz, eğitimli bir insan olmak için üniversiteye gidilir, kendini geliştirmek için vs. diyorsanız, efendim sabredin size de söyleyecek bir çift lafım var elbette lakin bekleyiniz sıra size de gelecek, önce bir hesaplamamızı bitirelim.


Liseden mezun oldunuz ve iyimser tahminimiz çerçevesinde ilk yıl kazandınız üniversiteyi. 4 yıllık lisans hayatınızda konaklama, beslenme, eğitim ve cep harçlığı derken ailenize aylık masrafınız İstanbul gibi bir metropolde iseniz minimum 4.500 TL, Anadolu’da ise minimum 2.500 TL. Biz bu minimum değerlerin ortalamasını alıp aylık 3.500 TL’lik hesaplama ile ilerleyelim. Üniversiteden mezun oldunuz, ertesi yıl KPSS kursuna gittiniz. Yine iyimser bir tahmin ile ilk yıl yeterli puanı aldınız ve atandınız. Hayırlı uğurlu olsun.


Sevgili süper zeka kardeşim, bütün sınavları geciktirmeden verdin ve 5 sene sonunda işte devlet memurusun. 5 senelik yatırımın ardından şimdi sana yapılan yatırımı çıkarıp kara geçme zamanı. Gel bakalım, hesaplayalım açtığın masrafları ve bu sürede kaçırdığın gelirleri.


5 yılda var 60 ay ve her ay ailene 3.500 TL’ye mal oldu. Cepten çıkan para 210.000 TL. Bu dönemi eğitim için değil de iş hayatında geçirdiğini varsayalım. Asgari ücret 4.250 TL çarpı 60 eder sana küsuratları atınca 255.000 TL. O halde masraf 210.000, potansiyel kardan zarar da 255.000 TL olduğuna göre sevgili taze muallim kardeşim hadi şimdi gel bu 465.000 TL’yi ne kadar zamanda çıkarabileceksin bir de onu hesaplayalım.


İşe yeni başlayan öğretmen maaşı 6.334, asgari ücret ise 4.250 TL olduğuna göre her ay kâr hanesine yazılan rakam 2.081 TL. Yani 465.000 TL’lik zararı ancak 18 yıl 7 ayda çıkarmaya başlıyorsun. Yani 42 yaşına bastığınızda başa baş noktasına gelmişsiniz demektir. Yolun yarısını geçtikten sonra hoş geldin start çizgisine. Hesaplamalara ilişkin olarak dip not düşelim. Öğretmenin ek dersi varsa asgari ücretlinin fazla mesaisi var. Öğretmenin kıdemine göre cüzi de olsa artan maaşı varsa asgari ücretlinin de onca yıl çalıştıktan sonra alabileceği terfisi var.


Bir de 65 yaşında emekli olacağınızı düşünerek bu maceranın sonunda asgari ücretli çalışana göre elde edeceğin getiriyi hesaplayalım öğretmen kardeşim. 42 yaşında başa baş noktasına gelmiştik. 65 yaşına kadar kalan 23 yılda elde edeceğimiz getiri 2.081 TL x 23 yıl x 12 ay = 574.356 TL. 65 yaşında elde edeceğin bu para yüksek geldi ve kafan mı karıştı? O halde lisede 15 yaşında sigaraya başlayıp Türkiye’de ortalama ömür olan 78 yaşına kadar günde bir paket sigara içtiğinizi varsayalım. 63 yıl x 25 TL x 365 Gün = 574.875 TL.


Yokluk görmesin diye ceketini satıp yine de çocuğunu okutan arabesk ruhlu babalar. Hele ki bir de çocukta okuma merakı falan yoksa çocuklarınızı rahat bırakın. En iyimser senaryoda bile onu okutarak sağlayabileceğiniz maddi fayda içmekten vazgeçeceğiniz bir paket sigara kadar, ceketiniz sizde kalabilir.


Şimdi gelelim para için mi okunur, donanımlı olmak ya da itibarlı bir meslek sahibi olmak için mi ikilemine. Elbette ideal yaşam düzeninde; her insanın sahip olduğu meslek ile temel ihtiyaçlarını karşılayabildiği bir yerde, üniversite okumak ya da uzun yılların eğitim için feda edilmesi kişinin kendisini gerçekleştirme ve sevdiği işi yapabilme güdüsü ile alakalıdır. İşin maddi getirisi belki de son sırada gelir. Lakin uyanın beyler bayanlar! Burası da Kıta Avrupası değil, Ortadoğu’da cennetten(!) bir köşe.


Üniversitelerinin uluslararası başarıyı ya da bilinilirliği mumla aradığı; en büyük vasfı öğrencilerin harcadığı paralar ile bölge esnafını kalkındırmak olan bir üniversiteden mezun olduğunuzda, bu ülkede saygınlık mı göreceksiniz peki? Siz götü kurtarın, saygınlığı bir ara hep beraber aramaya çıkarız. Doktor oldunuz, bilmem kaç yıl okudunuz, şark görevinizi yaptınız vs. acilde nöbetteyseniz o gün evden helalleşip öyle çıkın. Pandemi falan derken bir iki gece çıkıp balkona alkışlarlar sonra kaba etinize sokuverirler bıçağı.


Ha diyorsanız ki; “efendim bunlar münferit olaylar, cahil cühelanın işi. Bunlara bakıp ne hararetleniyorsun sen de?” O halde bu konuda iktidarın bakış açısını gösteren bir örnekle cevap vereyim.


Anası Canan Barlas ve babası Mehmet Barlas ile Ak Parti’nin haber kanalı olan A Haber ekranlarında boy gösteren Cemil Barlas’ın şu tweetine bir bakalım mı?

Bu kadar yazıp çizmeye gerek yoktu aslında. Şu tweet zaten Türkiye’nin gerçeklerini, iktidarının bakış açısını ifade etmeye yetmiyor mu? Beş yıldızlı otel standardında hastane yap, sonra muayene süresini 5 dakikaya indir, içindeki doktorlar memleketi terk etmeye başlasın sonra da çıkıp bu doktorların yaptığını hasta bakıcılar da yapar de!


İşte tam da bu noktada; para için okuyacaksanız işin mantıksızlığını zaten anlattık. Ha derdiniz kendinizi geliştirmek, saygın bir meslek sahibi olmak ise lütfen siktiriniz gidiniz, bu ülke size göre değil.

 

Eğer yazıyı beğendiyseniz;


Yeni yazılardan haberdar olabilmek için siteye ücretsiz üye olabilir ya da sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz,

Yazılardan daha fazla kişinin haberdar olmasını isterseniz de, yazıyı aşağıdaki logolar vasıtasıyla whatsapp/telegram gruplarında ve sosyal medya uygulamalarında paylaşabilirsiniz.


Her zaman farkında kalabilmek ümidiyle.

1.039 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör